“Bir ok attım aşure oldu” 

featured
service

Zamanın birinde bir padişah, şehzadesinin saçma sapan sözlerinden hiçbir mantığa uymayan yalanlarından, uydurmalarından bıkmış. Herkesin itibar ettiği bir mollayı huzuruna çağırmış ve tehdit ederek; “Hoca! Şehzademi sana teslim ediyorum, iki yıl içinde onun şu eşek arısı sokasıca dilini düzelteceksin, sözleri mantıklı olacak, saçmalamayacak, yalanının da bir mantığı olacak yoksa senin kelleni uçururum” demiş.

Molla çaresiz boyun eğmiş. İki yıl boyunca şehzade için çalışmış didinmiş; ama nafile. Ve iki yılın sonunda beklenen gün gelmiş. Padişah şehzadenin düzeldiğinden eminmiş. Halk arasında yayılan dedikoduları bitirmek ve böylece şehzadenin imajını düzeltmek için ahaliyi meydana toplamış. Ve şehzadesine, kalabalığa hitap etmesini emretmiş.

Şehzade çıkmış kürsüye ve “bir ok attım kebap oldu” demiş.

Oradakiler şaşırmışlar, mollanın gösterdiği çaba hatırına şehzadenin sözüne bir hikmet bulmaya çalışmışlar, olmamış.

Tam o sırada molla kürsüye çıkmış ve “bakın beyler şehzademiz ava gitmişti. Attığı ok ile avladığı kuş, düşer düşmez çok hızlı bir şekilde hemen pişirilip kebap oldu” onu kastediyor demiş. Ahali, içinden “hıımm doğru” diye geçirmiş.

***

Şehzade bir cümle daha kurmuş: “Bir ok attım göl oldu.”

Dinleyenler az öncekine ikna olmuşlar ancak buna anlam vermekte zorlanmışlar. Molla da hayli zorlanmış ama kelle gidecek ya, çabucak bir hikaye uydurmuş ve kalabalığa dönerek:

“Efendiler! Şehzade hazretleri, baktı ki yukarda bir dere akıyor, kenarında da taşa benzer sert bir toprak kütlesi var, ona ok attı, attığı ok ile o taşlaşmış toprak dağıldı, böylece dere oradan aşağı aktı ve göl oldu.” Orada bulunanlar bunu da “hımm olabilir” diye onaylayınca molla rahatlamış.  

***

Ve şehzade sözüne devam etmiş: “Bir ok attım aşure oldu.”

Kalabalık mollaya dönmüş, bu sözün manasını bekliyorlar. Molla düşünüyor, uğraşıyor bir türlü işin içinden çıkamıyor. Ve padişahın önüne geliyor, kellesini celladın önündeki kütüğe koyarak şöyle diyor: “Padişahım buyrun kellemi alın, yalnız kebap meselesini hallettik, göl meselesini hallettik, şu mendebura sorun, bu aşure nereden çıktı? Suyu bulsak şeker lazım, şekeri bulsak buğday lazım, unu bulsak nohut lazım, ben bunların hepsini nasıl bir araya getireyim” demiş!

Su akar yatağını bulur!

Ne demişler; “Su akar yatağını bulur.” Bu atasözünün anlamı nedir açıklayalım?

Nasıl ki akarsular kendi yataklarını kendileri yapıyorlarsa insanlar da akarsular gibi ancak denedikleri ve çabaladıkları şeyleri elde edebilirler. Diğer yandan zorluklara göğüs germe başarısını gerçekleştiren insanlar istediklerini elde etmek için her yolu hiç çekinmeden denerler!

Bu atasözünün bizlere anlatmak istediği bir de tevekkül tarafı bulunmaktadır. Bu tarafı ise olacak olan işler önüne ne kadar set konulursa konulsun mutlaka olur. Önünde setlerin olması hiçbir şey ifade etmez anlamını taşımaktadır. Aynı mantık kısmette olmayan işler için de geçerli olmaktadır. Yani olmayacak bir iş için ne kadar çabalarsan çabala yine de olmaz. Kısmet ise gelir Hint’ten, Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden?

Yani siz ne kadar engellerseniz engelleyin bir iş olacaksa olur, olmayacaksa iki dünya bir araya gelse yine olmaz. Veren olgun, alan uygun olmak lazımdır! Yani bu iş iki taraflıdır. Niyet hayır, akıbet hayır.. Tevekkül güzel şeydir.

***

*“Allahüteala kendisine güvenenlere yardım eder, diğerlerini ise güvendikleri ile baş başa bırakır!” Hoşça kalın.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
“Bir ok attım aşure oldu” 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Yığılcanın Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!