Yazarlar

İLÇEMİZDE HASAT ZAMANI

Veli VERGİLİ

İLÇEMİZDE  HASAT ZAMANI';

         Değerli Okuyucular, Sevgili Dostlar,  yaz mevsiminin son ayı ağustos ayına geçen pazartesi merhaba dedik. İlçemiz halkının en çok yorulduğu, yıl boyunca uğraşıp emek verdiği, ürünlerin başta fındık olmak üzere hasadını yaptığı ayın ikinci haftasından hepinize selam olsun. Dün kutladığımız 10 Muharrem Aşure Günümüz kutlu olsun. Başta Hz. Hüseyin olmak üzere tüm Kerbela ve diğer şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ağustos ayı  ilçemiz için önemli, yoğun bir ay. Yıllık izinlerini geçirmek için  yurt dışından gelen gurbetçilerle, fındıklarının hasadını yapmaya gelen  yurt içindeki dostlarımızla, kışlık nafakasını kazanmak için fındık toplamaya gelen işçilerle, şehir merkezlerinde oturup sadece fındık zamanı köylere gelenlerle nüfus sayısının katlandığı ve beraberinde türlü sorunların yaşandığı bir ay. Bu nedenle  okuyucularımın dikkatini çekmek ve uyarmak için bu haftaki yazımı bu konuya ayırdım. Umarım yararı olur.
                 Bizim çocukluğumuzda hasat mevsimi haziran sonunda başlar ağustos ayı sonuna kadar  devam ederdi. Buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır, darıdan  sadece tahıl ürünleri hasadı yapılırdı. Eski insanlarımızın yaz mevsimi bu yüzden çok çileli idi. Saydığım ürünler harmana gelinceye kadar ne zahmetler çekilirdi. Sevgililer kavuşamaz, düğünler bile harman sonuna bırakılırdı. İlçemizde fındık üretimine geçildikten sonra gerçekçi olmak gerekirse insanlarımız biraz daha az çalışmaya başladı.Yılda iki aylık zamanı tam olarak fındığa ayırmak bence yeterli oluyor. Bazılarımız bu zamanı uzatabilir. Başka bir işte çalışanların 3-5 ton fındığı çıkıyor ve  söylediğim sürede  işçi çalıştırıp fındıklarının hasadını  yapıyor. Bazen hava şartları bunu geciktirse de  istisnalar kaideyi bozmaz. Tabi 5-20 ton fındığı çıkan üreticileri bu kapsam dışında tutmalıyız. Onların daha çok zamana ve daha çok emeğe ihtiyaçları var. Çünkü büyük başın büyük derdi olur.
                 Değerli Okuyucular, ilçemizdeki hasat zamanı yaşadığımız problemleri, yollardaki araç yoğunluğu, hastanelerdeki hasta sayısının artması, marketlerdeki alış verişlerdeki sıkıntı ve kuyruklar, elektrik ve su tüketimindeki kesintiler, sokaklardaki insan kalabalığı olarak sayabiliriz. Bunun için tedbirlerimizi almalıyız. Korona en büyük dert. Özelikle gelen yabancı işçilerin içinde terör bağlantısı olanlar olabilir. Onun için uyanık olmalıyız. Bu işçilerin içinde Suriyeli Afgan vb. insanlar olabilir. İlk defa fındık toplamaya gelenler bilmediği için itina ile baktığımız fındık ağaçlarına zarar verebilirler. Keşke ilçe Tarım ve  Halk Eğitim Müdürlüğümüz bu insanlara  bir eğitim verip nasıl çalışacakları konusunda bilgilendirse. Ama yine de onlarla ilgili tedbirleri almamız gerekir. Fıkrada olduğu gibi. Temel bir gün fındık bahçesindeki fındıkları toplatmak için bahçesine 100 tane işçi getirir. Daha sonra Temel oğluna; oğlum git bakkaldan 100 tane sakız al gel demiş. Oğlu Temel'e baba 100 tane sakızı ne yapacaksın? diye sorunca işçilere dağıtacağız demiş. Baba ne gerek var işçilere bu kadar sakız almaya? Temel oğlum sen benim dediğimi yap sakızları getir işçilere dağıtalım ki fındıkları yemesinler, demiş. Bu fıkradaki geçici bir çözüm olabilir mi bilemem. Ancak insanların ağzına kilit vuramazsınız. Bal tutan parmağını yalar. Ama yine de tedbirimizi alalım derim.
                  Değerli Dostlar, ilçemizde fındıktan başka bahçelerimizde yetişen biber, domates, soğan, patates vb. sebzelerle ; meyve ağaçlarından elde ettiğimiz ürünlerin hasadı da bu ayda yapılıyor. Yazımın başında dediğim gibi ağustos ayı senenin altın bir ayı. Fıkralara, masallara, güreşlerdeki cazgırlara konu olmuş istisna bir ay. Doğadaki bitkilerin olgunlaşıp sararmaya başladığı, güz mevsiminin hissedilmeye başladığı bu ay da ona göre hazırlıklarımızı yapmalı,  elde ettiğimiz ürünleri iyi değerlendirmeliyiz. Meyve veren ağacı taşlarlar, sözü kulağımıza küpe olmalı. İşimizi yaparken onun, bunun sözüne bakmamalıyız. Bin bir zahmetle elde ettiğimiz ürünlerimizi iyi değerlendirmeliyiz. Hele bu sene fındıkları emanete verecek bir sene değil. Çünkü enflasyon almış başını gidiyor. Hile hurda ile ticaret yapan esnaflar olabilir, bunlara karşı uyanık olmalıyız. Şu andan itibaren ürünlerimizi domuza yedirmez, hırsızlara çaldırmaz, bahsettiğim tüccarlara kaptırmazsak bizden mutlusu olmaz. Lütfen uzmanların uyarılarını dikkate alıp  hasat zamanını bekleyip, iyice kurutalım. Sonra pazarlayalım derim.İnşallah beklediğiniz hasadı elde edersiniz. Allah gönlünüze göre versin. Şimdilik sabırla, sağlıkla, dostlukla kalın; hoşça kalın.

    3688 kez okundu.

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum yazın
    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları