DOĞAL KAYNAKLARIMIZI TANIYORMUYUZ? (2)

featured
service

    

             Değerli Okuyucular, Sevgili Dostlar, geçen hafta yazdığım ‘’Doğal Kaynaklarımızı Tanıyor muyuz?’’ adlı yazımda, ormanlardan çıkan küçük dereler birleşerek Hasanlar Barajı’nda toplanıp oradan Düzce’ye doğru akarken Küçük Melen adını Efteni Gölü’ne Düzce’den katılan diğer akarsuların birleşmesi ile oradan sonraki adına Büyük Melen denir, demiştim. İlçemizin ortasından geçip Düzce’ye doğru akan bu akarsuya dedelerimiz melen deresi adını vermişlerdir. İnsanoğlu yerleşim yerini seçerken su durumuna göre hareket etmiştir. Su hayatın ta kendisidir. Susuz bir yaşam olamaz. Su yeryüzüne iner bütün kiri pası temizler ve buhar olup tekrar gökyüzüne çıkar. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olabilir ama bir bardak suyun ömür boyunca hatırı vardır. Suyun insanların geleceği olduğu unutulmamalı, sahip olduğumuz kaynaklar hepimizindir. Sularımızda doğal kaynaklarımızdandır. Bu haftaki yazımla ilçemizdeki su kaynaklarımızı tanıtıp yeterince istifade edip edemediğimizi anlatıp okuyucularımda beyin fırtınası yaratmak istedim.

              Atalarımızın bu cennet ilçemizde Osmanlının kuruluş yıllarından sonra göç ederek gelmişlerdir. Önce Düzce’ye gelip konaklamışlar fakat coğrafi şartlar nedeniyle kendilerine uygun gördükleri ilçemiz ve köylerindeki sulara yakın ve sağlam zeminli yerleri tercih etmişlerdir. Genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinirken ağaçlardan oydukları oluk ve yalaklardan her suyun olduğu yere pınar ve çeşme yapmışlardır. Nüfus arttıkça ve evlere şebeke suyu almaya başladıkça mevcut su kaynakları ihtiyacı karşılayamaz olmuştur.1960’lı yıllardan sonra Yol, Su, Elektrik (YSE) adı ile köylere çeşmeler yapılmış, çeşmeler depolarla beslenerek su ihtiyaçları giderilmeye çalışılmış ancak artan nüfus ve günün şartlarına göre insanlar yeni kaynaklara yönelmiştir. İlçemizde ise 1980’lere kadar Kızıltepe ve mahalle suları ile ihtiyaç giderilirken yeni kaynaklara ihtiyaç duyulması nedeniyle 1990 yılından sonra Çukurören köyünden gelen su belediye suyuna dahil edilmiştir. 1999 yılındaki Çukurören/Resüller heyelanları mevcut belediye su hattına zarar vermiştir. 2015 yılından sonra mevcut su hattı müteahhit kanalıyla yenilenmiş ancak heyelan bölgesinde yeterli çalışma yapılmadığı için ilçemizde sık sık su kesintileri olmaya başlamıştır. Her sel ve heyelanda ilçe halkımız susuzluk riski altındadır. Resüller heyelanından sonra görev yapan belediye başkanları bu konuda alternatif bir kaynak arama yerine günü kurtarmaya çalışmışlardır. Deryada deniz misali su kaynakları bol olan bu cennet yöremiz İstanbul’a su göndermeye başlamış ancak kendisi susuzluk endişesi yaşamaya başlamıştır. Daha önce yazdığım bir yazıda bu konuya değinmiştim. Hayat yolunda yaşayan bizlerin her zaman bir “B Planı” olması gerekir. Bu konuyu anlatırken en mantıklı kaynağın Hacıyeri köyünün ilerisindeki

Beş Pınar’ın eski dere yolundaki yerden alınabileceğini yazmıştım. Çünkü oradan ileride kirlilik yapacak yerleşim yeri yok. Nasılsa arıtmamız var ilçemizin gelecek elli yıllık ihtiyacı buradan karşılanabilir. Varlık içinde yokluk çekiyoruz. Buradaki görev yeni seçilecek belediye başkanına düşüyor.

             Değerli Dostlar, eski devlet büyüklerimiz insanların en büyük ihtiyaçlarını yol, su elektrik olarak sınıflandırmışlar. Belediye başkanı adaylarımızın çoğu eski öğrencim. Kusura bakmasınlar seçim vaatlerinin başına bunları almaları gerekir. Çünkü bunlar olmazsa olmazlarımız.’’ Önce can sonra canan. ’’ Diğer projeleri imkanlara göre yapılabilir. Bu üç temel ihtiyaç dururken bunu şunu yapacağım derse ben de ona “Ayranın yok içmeye, palavra atarsın herkese. ’’ derim. Önce alternatif su bulacaksınız sonra ilçe içinden bir çevre yolu planlayacaksınız. Sonra da her yağmurda zırt pırt kesilen elektrik problemi için Sedaş‘ın kapısını aşındıracaksınız. Düzce ilimiz su problemini çözmüş. Türkiye’de en ucuz suyu veriyormuş diye duydum. İstanbul’un su ihtiyacının çoğunu da Melen suyu karşılıyormuş. Ben belediye başkanı olsam Düzce belediye başkanını da alır kapısına dayanır, payımı alırım. Orman ve su kaynaklarımızda yeteri kadar istifade edemediğimizi sanırım anladık. Bolu bile Kırık köyü sınırlarındaki Karadere Paşabükü mevkisinden su alıyor. Yığılcamın sularını sel alır, parasını el alır. Yedi adım yolun, bir yudum suyun hakkı vardır. Üç ses insana huzur verir: Sevdiğin  insanın sesi, su sesi, kuş sesi. Su gibi aziz olun. Hayat suyunuz her zaman yanınızda olsun. Şimdilik bol su, sağlık, huzur ve dostlukla kalın; hoşça kalın.

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
DOĞAL KAYNAKLARIMIZI TANIYORMUYUZ? (2)

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Yığılcanın Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Reklam