Seracettin ÇELİK

Bireysellikten Birlikteliğe Toplum Bağı “Tevazu ve Merhamet”

featured
service

  İnsanoğlu kâinat var olduğundan bu yana bireysel ve tekil olarak hareket eden bir varlık olmamış, diğer şahıs ve milletlerle bir araya gelerek toplu bir hayat sürmüştür. Birlikte yaşamaya olan arzumuz aslında yaratılışımızdan gelen fıtrî ve psikolojik bir ihtiyaçtır. 

Bu ihtiyaç neticesinde birtakım medeniyet ve devletler kurulmuş, toplumsal yaşam insanoğlunun vazgeçilmez bir ihtiyacı haline gelmiştir. Bir toplum oluşturmak kadar o toplumu bir arada tutacak manevî gönül köprülerinin de inşa edilmesi muhakkak çok önemlidir. Hiç şüphesiz toplum ve milletleri bir arada tutmanın ve bu birlikteliğe tutunmanın en etkili manevî unsurlarından biri de tevazudur. Bir milletin gelir seviyesi, sahip olduğu mali güç ve prestij ne kadar yüksek olursa olsun eğer o milletin bireyleri arasından tevazu ve güzel ahlak benimsenmemişse bir süre sonra toplumda çatırdamalar olacak ve bu birliktelik yerini ayrılığa ve bireyselliğe bırakacaktır. Nitekim günümüz dünyasında insanoğlu kalabalık şehir ve metropoller inşa etmesine rağmen insanlar gün geçtikçe daha da bireyselleşmekte ve bir olmanın, birlikte olmanın önemi ve ihtiyacından mahrum bir hayat sürmektedir. Buna bağlıdır ki; Avrupa ülkeleri başta olmak üzere sadece kendi menfaat ve çıkarlarına dayalı, birlik ve toplum olma şuurundan uzak bir yaşam tarzı ön plana çıkmaktadır.

Yüce Rabbimiz bizlere bu birlikteliği sağlamanın en etkili olan yolunu, yani mütevazı ve merhametli olmayı yüce kitabımızda sıkça vurgulamış ve bizleri hayrete düşürecek örnekler vermiştir. Sözgelimi ayette Cenâb-ı Allah (c.c) söyle buyurmaktadır:

Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet ve onların bağışlanmasını dile.

İnsanların en hayırlısı olan Hazreti Peygamberimiz’e (s.a.v) dahi Yüce Rabbimiz ‘merhametli ve yumuşak huylu olmadığı takdirde insanların kendisinden uzaklaşacağını’ bildirmiş iken bizlerin merhamet, tevazu ve affetme kavramlarına toplumsal birlikteliğin devamı için çok daha dikkat etmemiz ve hassasiyet göstermemiz gerekmektedir. 

Unutulmamalıdır ki; medeniyet, toplum ve uygarlıkları egemen hale getiren temel unsurlardan biri; insanlar arasında kurulan manevî ve ahlâkî erdemlerdir. Hiç şüphesiz bu erdem ve faziletlerin başında da affedici ve alçak gönüllü olmak gelir. İnsanlar, sosyal ilişkilerinde bağışlayıcı ve mütevazı oldukları takdirde birbirlerine saygıları artacak, saygının hâkim olduğu bir toplumda karşılıklı sevgi ve muhabbet hâkim olacak ve nihayetinde büyüklerinin bu olgun ve saygın ahlâkını gören sonraki nesiller de kendilerine güzel ahlâkı rehber edinerek bu manevî miras ve nebevî metodu bir sonraki kuşağa sağlam bir şekilde aktaracaktır. Bağışlama ve tevazunun yaygın olduğu bir medeniyette toplumsal bilinç hâkim olduğundan, bireysellik yerini birlik ve beraberliğe bırakacaktır. Bu sayede her bir bireyin zihin ve gönül dünyasında “ümmet” olmanın hakikati anlaşılmış olacak ve toplumda sarsılmaz bir dayanışmanın temelleri atılacaktır. Mütevazı ve merhametli bir toplum olabilme niyazıyla…

Bireysellikten Birlikteliğe Toplum Bağı “Tevazu ve Merhamet”

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Yığılcanın Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Reklam