İbrahim Arvasi

HUZUR VE RAHMET MEVSİMİ: ÜÇ AYLAR

featured
service

Manevi hayatımızda önemli bir yeri olan; rahmet, merhamet, huzur, saadet, bolluk, bereket ve aff mevsimi olan üç aylara ulaşmanın sevinci ve mutluğu içindeyiz. Mekânlar içinde özel mekânlar, insanlar içinde özel insanlar olduğu gibi zamanlar içinde de özel zamanlar vardır. Mekke-i Mükerreme ve kıblemiz olan Mescid-i Harâm, Medine-i Münevvere ve buradaki Mescid-i Nebevi, Kudüs ve Mescid-i Aksa diğer mekânlardan daha özel ve aynı şekilde mukaddes olan beldeler ve mekânlardır. Yine Peygamberler, Hakk Teâlâ’nın Veli kullar da Yüce Allah katında diğer kullardan daha farklı ve özel konumda bulunan insanlardır. Aynı şekilde günlerin içinde Cuma günleri vakitler içinde seher vakti ve elbette üç aylar diğer zamanlardan daha bereketli ve kıymetliler. Bu müstesna zaman dilimlerinin ehemmiyet ve önemini bizlere haber veren Hz. Peygamber(s.a.s.) Receb ayına kavuştuğu zaman şöyle dua ederdi: “Allah’ım, Receb ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizleri ramazana ulaştır!” (Taberânî)

Üç Ayların ilki Receb ayıdır. Bu ay eskiden beri Araplar arasında kutsal kabul edilen, saygı duyulan, savaşmanın haram olduğu, kan dökmenin yasak olduğu, insanların daha çok ibadet ettikleri bir aydır. Bu ayın ilk cuma gecesi ise Regaib kandili olarak kutlanır. Receb ayının 27. gecesi ise Allah Rasulü(s.a.s.)’nün henüz Mekke’den Medine’ye hicret etmeden önce yaklaşık bir buçuk yıl evvel  bir gece yarısı Mekke’den Mescid-i Harâm’dan Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya oradan da göklere doğru yapmış olduğu ve aynı zamanda en büyük mucizelerinden birisi olan İsra hadisesinin gerçekleştiği aydır. Bu gece ise Miraç Kandili olarak eda edilmektedir.  İsra hadisesi Kur’an-ı Kerim de şöyle anlatılmaktadır. Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir. (İsra, 1)

Üç ayların ikincisi ise; Allah Rasulü(s.a.s.)’nün en çok nafile oruç tuttuğu ve “Bu (Şaban) ay receb ile ramazan arasında insanların gafil bulundukları bir aydır. O ayda ameller âlemlerin Rabbi olan Allah’a sunulur.”( Nesai) buyurarak bizlere kadru kıymetini haber verdiği kutlu bir zamandır. Bu ayın 15. gecesi ise Yüce Allah’ın affının, rahmet, merhamet, ihsan, bolluk ve bereketinin adeta bardaktan boşalırcasına yağdığı ve yok mu bunlardan isteyen? diye de kullara seslenildiği Berat kandilidir.  

Üç ayların üçüncüsü  ise; Kerim kitabımızın inzal buyurulduğu, dinimizin beş temel erkânından birisi olan oruç ibadetinin eda edildiği,  itikâf ibadetinin yerine getirildiği, mukabelelerin okunduğu, iftar ve sahur sofralarının hazırlandığı, teravih namazlarının kılındığı, ümmet olma bilincinin yenilendiği, Mümin, Müslüman olma bilincinin tazelendiği, tefekkür, zarafet, ziyafet, bolluk, bereket, sabır, bağışlanma, dua, niyaz ayı olan Ramazan ayıdır. “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara 185) On bir ayın sultanı olarak kabul edilen bu mübarek zaman diliminin 27. gecesi ise bin aydan hayırlı olan Kadir gecesidir. “Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadr 3) Elbette hemen sonrasında ise Müslümanların iki büyük bayramlarından birincisi olan Ramazan Bayramına erilir.

İşte üç aylar bütün bu kutsal zaman dilimlerini barındırdığı için öteden beri tüm İslam âlemi tarafından hasretle, özlemle beklenen ve büyük bir samimiyetle de eda edilen kutlu zaman dilimleridir. Ebu Bekir el-Verrak: Üç aylar hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunur: “Receb ekme, şaban sulama, ramazan ise hasat ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer. Ekim mevsimini boş geçiren, hasat zamanı pişman olur” demektedir. Recep ayında tarlanın ekimi iyi yapılıp tohumu atılır, aban ayında bakımı yapılarak ayrık otları ayıklanır, gübresi saçılır ve tarla sulanır. Ramazan ayında ise hasat elde edilir.

İsrail’in Gazze’ye başlattığı ve aylardır devam ettirdiği yaşlı, kadın, çocuk, engelli, gazeteci, doktor binlerce insanı katlettiği insanlık tarihinin gördüğü en acımasız insanlık dışı bu savaşla gönüllerimiz yaralı, kalplerimiz kırık, gözlerimiz yaşlı olsa da üç  ayların gelişiyle gönüllerimiz bir kez daha şenlenecek; alınlarımızdaki secde izleri artacak, dillerimiz zikre, tilavete, tövbe ve istiğfara kavuşacak, fakir fukaraya, garip gurabaya doğru yardım ellerimiz uzayacak, gündüzlerimiz oruçla saim, gecelerimiz ise ibadetle kaim olacak. Nefis muhasebesi yapacak, hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekecek ve hesabını verebilecek bir ömür yaşamak için gayret edeceğiz. Tabii bütün bunlar zaman içinde meydana geleceği için zamanı iyi değerlendirmek için büyük bir çabanın içinde olacağız.

Zamanın ehemmiyet ve önemi hakkında ise Vehb b. Münebbih şöyle demiştir: Zamana iyi bak! Onu üç bölüm halinde göreceksin: Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman. Bilmelisin ki, geçmiş zaman artık elden gitmiştir. Ondan sana fayda yok ve onu tekrar eline geçirmen de mümkün değil. Gelecek zaman ise bir hayal, bir ihtimaldir. Az sonra ne olacak, ne ile karşılaşacaksın bilinmez. Belki de karşına ölüm çıkar. İçinde bulunduğun zaman ise, senin bütün sermayen işte bundan ibarettir. Bir yere iyilik fidanı dikeceksen bu anda dik ve hizmetini yapmakta acele et. Çünkü zaman elinden kayıp gitmektedir. 

Selam ve dua ile…

HUZUR VE RAHMET MEVSİMİ: ÜÇ AYLAR

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Yığılcanın Sesi Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Reklam